Bu hikâyenin videosunu çekmeyi iki aydır düşünüyordum fakat çok zaman alacağını ve bana pahalıya patlayacağını kabullenince hikâyeyi sadece yazıya dökmek istedim. Aslında sadece ilk kısmını yazdım, eğer hikâyeyi beğenip benimle çalışmak isteyen ve videosunu yapmak isteyen olursa gerçekten memnun olurum. Hikâye ye geçmeden önce şunu söylemek isterim, hikâyede ki tüm olaylar ve karakterler benim hayal ürünümdür. Oyunun kendi hikâyesiyle hiç bir ilgisi yoktur. Hemen hikâyenin konusunu anlatayım;

Hikâye, Steve ve kimsenin bilmediği gizli kardeşi Mike ile ilgilidir. Küçükken geçirdikleri kaza sebebiyle birbirlerini bir daha hiç görememişler ve Steve daha sonra ondan hiç bahsetmemiş. Ama hep onu geri getirmeye çalışmıştır, edindiği bilgiler ile oyunun en güçlü yaratığı olan ejderhayı öldürmeyi kafasına takmış ve başarmıştır… Hikâyenin özeti bu kadardı, devamı aşağıda tamamı ile devam ediyor. Umarım hoşunuza gider, iyi okumalar.. :))

STEVE
1. Bölüm

Aslında Minecraft hikâyesi olan Steve’in Mike adında küçük bir kardeşi vardı.

Steve’in aksine çok yaramaz, kurnaz ve akıllı bir çocuktu. Sürekli başına bir bela açıyordu. Abisi Steve onun için sürekli fedakârlık yapıyor ve onu açtığı belalardan kurtarıyordu.

Bir gün Mike buzun üstünde koşarak küçük bir tavuk yakalamaya çalışıyordu, işler istediği gibi gitmedi, buz çatladı ve suya düştü. Steve bunu gördü ama bu sefer çok korkmuştu ve peşinden gidememişti, koşarak kaçmıştı.

Hemen yardım çağırmıştı, cesedini suyun altından çıkartmışlardı fakat Mike için çok geçti.

Steve hiç alışamamıştı kardeşinin yokluğuna, sürekli oyalanacak başka şeyler arıyordu ama bir türlü olmuyordu.

Steve çok gençti ve psikolojisi alt üst olmuştu, etrafa zarar veriyor ve insanları korkutuyordu.

5 yıl umutsuz bir şekilde hayatına devam ediyordu, azda olsa alışmıştı ama içi hala acıyordu.

Bir gün siyah sakallı, köylü kılıklı bir adam Steve’in yanına gelmişti. Ona çook uzak diyarlarda bir yerde insanlığın öncesinde bile var olan ve önceden insanlara korku salan bir yaratık efsanesi olduğunu söyledi.

Steve çok kötü durumdaydı ve bu adamı deli sanmıştı. “Hey ne anlatıyorsun sen ihtiyar? Hem sen de kimsin daha önce seni buralarda görmemiştim.” dedi.

Yaşlı adam devam etti, “Benim kim olduğum önemli değil, sana yardım etmeye geldim. Söyleyeceklerimi iyi dinle! Sana daha önce kimsenin gitmediği bir yere gitme şansı veriyorum, kardeşini kurtarabilirsin!” demişti.

Steve şaşırmıştı: “Ne diyorsun be, öldü benim kardeşim. Dalga geçecek başkasını bulamadın mı?!!”

Yaşlı adam: “Seninle dalga geçmiyorum, sana vereceğim malzemeler ile başka bir boyuta gidecek ve bir yaratık öldüreceksin. Ama dikkatli olmalısın çünkü o daha önce hiç görmediğin kadar güçlü, hatta dünyanın en güçlü yaratığıdır” dedi.

Steve inanmamıştı ama çok çaresizdi ve yapacak başka hiç bir şeyi yoktu. İnanmasa da içini bir umut kaplamıştı.

Yaşlı adam onu hazırladı, ona en güçlü kıyafetlerini giydirmişti. Daha önce kimse görmemişti o kıyafetleri, Steve çok şaşırmıştı. Her biri yasak büyü ile basılmış “Koruma 4”tü. Aynı şekilde kılıcı da çok güçlüydü. Steve çok heyecanlanmıştı, o ne kadar fedakâr bir ağabey olsa da cesur birisi değildi. Ama fedakârlık daha ağır basmıştı, kardeşini kurtarmak uğruna cesurluk onun yanında hastanede kimsenin umursamadığı kirli bir galoş gibiydi.

İhtiyar onu hazırladı ve kapı şeklinde obsidyen blokları yerleştirip yasak sözcükleri kullanıp çakmakla bloğu yaktı. Birden mor bir ışık sardı blokların içini, Steve korktuğu kadar inancıda katbekat artmıştı.

BÖLÜM SONU
(Takipte kalın arkadaşlar, ikinci bölüm daha güzel gelecek inşallah.)